>Beyoğlu

>

Aile ritüellerimiz arasındadır Taksim‘e gitmek.İlk önce Great Hong Kong adlı Çin Restoranı’na gidilir.The Marmara hotel‘in arka tarafında mütevazı bir yerdir.Zamanında çinli ünlü işadamlarının ziyaret ettiği hoş bir mekan.Garsonları Türk olmasa zaten gidilmez de işte.Yemekleri enfes.

Mide lezziz yemeklerle şişirilir.Neler yenmez ki… Acılı-Ekşili çorbayla başlanır, efendime söyleyeyim işte Karides Cipsleri ortaya getirilir.Sonra ördek ziyafeti başlar.Genelde en sevdiğimizi sona saklarız.Tatlı-Ekşi Tavuk.Sonra tatlı hakkımızı Beyoğlu’na bırakır çıkarız oradan.

Çıkışta çinli restoran sahipleri sırıtarak “hooşçakalin” derler.Ve buna artık gülmemeye alışmış olarak başımızla selamlar,yola çıkarız.

Yürüyerek Beyoğlu‘na gidilir.Ki bugün ( evet bugün oradaydım) aşırı bir kalabalık vardı.Hava turist kokuyordu zaten.Heryerde farklı ülkelerin taraftarı olarak gelmiş yabancı turistler geziyor.Şu açılışını berbat yaptığımız Basketbol Şampiyonası var ya onun için gelmişler.( anca böyle anlatınca anlaşılıyor).Ama bugün ayrıca farklı bir havası vardı Beyoğlu‘nun.Zaten en sevdiğim tarafı da ne kadar bıraktığın kadarsa o kadar farklı bulman Beyoğlu‘nu.Canlı bir yer çünkü.

Dondurmacılar yine o bilindik şovlarını yapıyor.Bir kafeden gelen güzel müzikle ve kestanecilerden gelen o tatlı kokuyla sarhoş oluyorum.Karşıdan gelenler bana bakıyor Ben karşıdakilere bakıyorum.Tanımadığım insanlarla , gözlerimizden konuşuyoruz karşılıklı.

Ara sokaklar sanki başka bir dünya orada.Her birinde farklı bir ruh var,sezebiliyorum.İnsanların yürüyüşlerinde ritimsiz bir melodi var.Bazısı hızlıca kayboluyor bazısı yavaş yavaş yürüyor bizim gibi.

Dikkatimi çeken şeylerden biri, bugün her köşe başında bir kukla oynatıcısının olduğuydu.Acaba bir festival falan mı var? Bilemiyorum ama bir tanesine piyano çaldırıyordu bir delikanlı 😀 Bir de yeni çıkan CD’lerinin tanıtımını yapan birkaç kızılderili vardı. ( beyoğlunda ?? )

Gidip bir sayısal oynuyoruz.Her gittiğimizde de kesin o gün bir tane çekiliyor olur zaten.Şansımıza diyor ve geri dönüş yolunu yarılıyoruz artık.

The Marmara Hotel‘in önündeki köpek birkaç sene önce ölmüştü.Bilmiyorum o köpeği bileniniz var mıydı.Şimdi yerine iki köpek gelmiş.Başta, kafaları küçük mü bunların diye düşünürken göbüşlerinin çatlayacak kadar dolmuş olduğunu farkettim😀 damızlık inek gibi olmuşlar yemin ederim.Bir tanesinin kafasını ,çevremdeki “elleme Hazal ” uyarılarını duymazdan gelerek okşuyorum.Kuyruğunu sallıyor hemen tabi.Hayvanları çok seviyorum lan.

Sonra arabaya binilir ve yine İstanbul‘un kalbinden çıkılıp ,uzaklarına gidilir.Belki yakınında otursam kalp atışları artık bana basit gelecek İstanbul’un, bilemiyorum.Ama bildiğim tek bir şey var : İstanbuldan vazgeçemiyorum.

-Hazal-

About hazellova

Hayallerin Peşinde Koşan Kız
This entry was posted in Anı, beyoğlu, Great Hong Kong, istanbul, taksim. Bookmark the permalink.

2 Responses to >Beyoğlu

  1. Anonymous says:

    >oradaymış gibi oldum kokusunu bile aldım kestanenin seni birazdan daha okusam nefret ettiğim istanbulu sevdircen bana

  2. Hazel says:

    >ah ne güzel olur sevdirebilsem🙂 teşekkür ederim =)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s