>Görünmez ki bedenim, sesim duyulsun.

>

” Ataaam !” diye bağırdım,
” Ata’m burdayım beni duymuyor musunuz, cevap verin lütfeen! ”
Yanımdan süzülerek geçti.
Belli ki beni duymuyordu.Yanımdaki ince bıyıklı soluk benizli adam olduğum yere doğru boş boş bakıyordu.
Problemin bende olduğunu sandım, utanarak başımı öne eğdim, acaba bu güne uygun, daha güzel birşeyler mi giyseydim?
Sonra anladım ki adam bana değil arkamdan uzaklaşan Mustafa Kemal’e bakıyordu.

Ama nasıl? Adam beni göremiyor muydu?
Ben neredeydim ?
Kendi soruma cevabımı alırcasına soluk benizli adam yürüyerek içimden geçip gitti.
Anladım ki, ben bir hayalettim.
Bir iki adım geriledim,
Ne olmuştu bana?
Sonra sesini duydum.
Herkes sus pus kesilmişti.
O’na baktım,
Kendinden emin,
Karşısında  onu dinleyenlere  ” işte başardık” dercesine bakıyordu.
Kendimle ilgili herşeyi unuttum.Ona kilitlendim, mavi gözlerine.
“Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.Kutlu olsun  ! “
Alkışlar kapladı dört bir yanımı.
“Çok şanslısın” dedim kendime,” çok şanslısın çünkü Türk’sün !”
“Ben orada olsaydım ellerim titrerdi” diye düşündüm.
O ise ellerini, sözlerini desteklercesine kullanıyordu. Havaya Ay yıldız çiziyor gibiydi.
Duvara doğru yaslandım,
Kimsenin beni görmediğini biliyordum,
Kimse duymuyordu da,
“Yaşasın Türkiye ! ”
” Yaşasın Türk Milleti !”
diye bağırdım.
Kimse kıpırdamadı.
Arada bir,
Atatürk’ün söylediklerini onaylarcasına bağrışıyorlar,
Sevinçleri yüreklerinden çıkıp seslerine vuruyordu.
Atatürk’e baktım.
Donup kaldım!
Hala karşısındakilere konuşuyordu fakat
o çelik gözleri benim üzerimdeydi,
Gözlerimi delip geçiyordu bakışları.
Ağzının kenarında hafif bir gülümseme görür gibi oldum.Sonra kayboldu.
Tekrar karşısındakilere  baktı ve konuşma boyunca bana doğru bir daha dönmedi.
Tören bitişi insanların içinden geçerek Atatürk’ün yanına vardım.Birkaç paşayla beraber arabasına binmeye hazırlanıyordu.
Onları takip etme içgüdüsüyle arabaya doğru ilerledim.
“Nasıl takip edeceğim” derken,
Atatürk’ün, muzip bir bakışla beni yanına çağırdığını gördüm.
Kımıldayamadım.
Sonra ufak adımlarla yanına gittim.
Araba’da yanına oturdum.
Arabadaki diğer adamların benden haberi olmadığını biliyordum.
Ama hala alışamadığım bir durumdu bu.
Yolculuk bitimi TBMM binasının önünde durduk.
Kapıyı açtım ve Atatürk’ün çıkması için tuttum.
Adamlar Paşa’nın kendisinin açığını zannederek,
“Siz bırakın efendim, biz açarız” dediler,
İçimden geçip kapıyı tuttular.
Geri çekildim.
Kendinden beklenen bir zarafetle indi arabadan.
Binanın taş basamaklarından çıkarken gözüm hep ondaydı.
“Acaba şimdi ne olacak” dedim içimden.
Bu oyun daha ne kadar devam edebilirdi ki?
Burada  ne işim vardı?
Yanımızda iki adamla birlikte odaya girdik.
Atatürk koltuğuna oturdu ve ellerini masada birleştirdi.
Karşısındaki misafir koltuğuna oturdum.
Şimdiki hareketini merakla bekliyordum.
Adamlara “çıkabilirsiniz ” anlamında elini salladı.
Çıktılar.
Bana döndü,
“Hoşgeldin evlat” dedi o gür ve kendinden emin sesiyle.
“ho..hoşbulduk efendim” dedim ve başımı öne eğdim.
” Korkmana gerek yok çocuk.” dedi. ” Buradasın çünkü sana bir mesaj vermek istedim, tüm Türk Gençliğine”
İşte bunu beklemiyordum.
“Ben mi, ne mesajı? ”
“Çocuğum, biliyorsun ki seksen küsür yıl sonra Türkiye  bu günkü gibi olmayacak.”
“Zamanla Türkiye gelişecek, insanlarımız bu ülkeyi adam edecekler.Buna güvenim tam.Lakin sadece kendini düşünenler de çıkacaktır.Gençliğe hitabeyi biliyorsun değil mi?
” e…evet efendim.”
“Aferim, sizler için okudum onu.O hitabede ,seksen- yüz yıl sonra neler olabileceğini bildiğimden bu şekilde konuştum.Vatanını sev yavrum ,benden gençlerimize bir  mesaj ilet ve Gençliğe Hitabe’yi herkesin okuması için elinden geleni yap.”
” Gençlerimize bugün nasıl hissettiğini anlat, aklından geçenleri anlat, senden tek dileğim bu .Başka bir şeye gerek yok, törende neler hissettiğini anlatman kafi olacaktır.”
“Elbette efendim ! ” dedim. İlk defa kendimden emin bir şekilde cevap vererek.Biliyordum ki hissettiğim herşeyi anlatamazdım, kelimeler hislerimi ifade etmeye yetmezdi.Ama elimden geleni yapacaktım, yaşıtlarıma, Türk Gençlerine tüm hislerimi aktarmaya çalışacaktım.Ayağa kalktım, elini öptüm o da alnımdan öptü beni.
Sonra aynı anda şöyle fısıldadık,
“Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur. “
Odadan ayrıldım.Sonra yatağımda buldum kendimi.
Çalar saatimden radyonun sesi geldi.
onuncu yıl nutkunu okuyordu Atatürk.
“Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.Kutlu olsun  ! “
“Gerçekte sesi ne kadar da farklı” dedim kendime.
Bayrağı asmak ve yağmurun rahalatıcı kokusunu içime çekmek için pencereye doğru yürüdüm.
 Hazal


About hazellova

Hayallerin Peşinde Koşan Kız
This entry was posted in 29 ekim, Atatürk, hazal, Hikaye, onuncu yıl nutku, Türk'üm lan var mı. Bookmark the permalink.

12 Responses to >Görünmez ki bedenim, sesim duyulsun.

  1. Azlittin. says:

    >Çok iyiymiş ya.Etkileyici,sürükleyici..

  2. Hazel says:

    >çok teşekkür ediyorum🙂

  3. Dante says:

    >çoook güzel, fotoğrafları da çok iyi seçmişsin, bravo =)

  4. Hazel says:

    >Sağol Dante :)evet fotoğrafları hikayenin akışına göre seçmeye çalıştım🙂 farketmene sevindim🙂

  5. >Okurken içim cız etti, yüreğim kabardı, gözlerim doldu…Türk Gençliği..Nerede?Neredeyiz?Kaçımız bu kadar vatan sevgisiyle dolu doluyuz?Belki de düşündüğümüzden farklı bir Türk Gençliği ile karşı karşıyayız..Bilmiyorum.Etkilendim.Teşekkürler.

  6. Hazel says:

    >evet,Ben de aynen bunları düşünerek,bunları hissederek yazdım.Teşekkür ederim🙂

  7. margrit says:

    >Çok güzel..Farklı, etkileyici.Okurken çok ilgimi çekti, su gibi akıp gittiçok güzel ifade etmişsin..Emeğine sağlık🙂

  8. Hazel says:

    >beğenmenize sevindim :)çünkü hikaye işinde yeniyim.Galiba "bu gün"ün verdiği bir şevkle yazdığım içiniçten ve samimi oldu.teşekkürler🙂

  9. Profösör says:

    >Bu saatte Cumhuriyet kutlanır mı bilemem ama. 29 Ekim dündü diyebliliriz. Yine de dosstluk adına Cumhuriyet Bayramını kutlarım. Cumhuriyet fazilet rejimidir. bu sözü severim ben. Nie yazık ki Cumhuriyetin 87. yılını kutlarken; her resmi dairede hatat okullarımızın duvarlarında cumhuriyet tabelaları vardır. Birinde "Cumhuriyetin 70. yılı" yazarken, diğerinde 75. yılı yazmaktadır. Bir başka okulda ise 80. yılı, bir digerinde 85. yılı yazmaktadır. inanın bu rezaleti gören yoktur. Hele eğitim kurumlarında böyle skandal olmamamalı. demk ki yüreklerimiz kararmı. Bir başka skandal .ana göre; 29 Ekim Vatan gazetesinin manşetinde Mustafa Kemal Atatürk'ün koltukta oturmuş bir resmi başılmış. Ama elindeki sigarası fotoşopla yok edilmiş, Atatürmk'ün eli sanki otistik birinin eli gibi garip duruyordu. Atatürk'ün ne güzel resimleri var Onları niye kullanmazlar. Bana göre bu da sorgulanmalı vijdanlarda.

  10. Hazel says:

    >Teşekkür ederim sizin de bayramınız kutlu olsun.Bahsettiğiniz olaylar gerçekten de insanının içini sızlatıyor.Evet, keşke her sene yenileseler. Atatürk'ün resminde ise yaptıkları hiç hoş değilmiş.Ben görmedim bilmiyorum.

  11. kendimce says:

    >canım benim yaa çok güzel bir yazı.gercekten çok etkileyici!

  12. Hazel says:

    >Sağol kendimcee🙂

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s