>Yolculuk nereye Hazal?

>

Metro’nun bir otobüsündeyim.
Saat akşam sekiz buçuk olmuş.
Yaklaşık üç saattir yoldayız.Herhalde bi beş saat daha yolda olacağız.
Oturmaktan artık neremin ağrıdığını bile doğru dürüst anlayamıyorum.
Notebook’u açıp yazayım dedim.Bu yazıyı muhtemelen yarın yayınlayacağım.
Otobüslerde her kesimden insanla aynı havayı soluyor, küçük ekrandan aynı diziyi izliyorsunuz. 
Örneğin, kanal D ana haberleri veya Kurtlar Vadisi. Arada Fatmagül’ün suçu ne’ye de döndüler.Çoluk çocuk var, anlamıyorum ki ben.
Ana Haberlerde türlü türlü vahşet olayları.Hani ben bile izlerken bir kötü oluyorum.
“Şırnak’ta iki çocuk bahçede buldukları bir cisimle oynarken cisim patladı.Çocuklardan biri öldü , diğeri ağır yaralı” arkada kadınların çığlıkları, ağlaşıyorlar.” vaeyyy anneeeey, böhööö üöööü telelelele “
İki sıra önümün çaprazında da ekrana bakan ufak bir kız.
Yanında, annesinin ilgilendiği yok, tercih meselesi de bir yere kadar ama.
Gerçi şuan otobüste yazıyorum, tehlikeli bir durumdayım sanırım.
Aşiret falan olabilirler.
Bir o yana dönüyorum bir bu yana dönüyorum, rahat bir duruş sağlayamadım.Yandan birileri geçiyor koluma çarpıyor. ( bundan hoşlanmaya başladıklarını düşünmekteyim)
Kardeşime karikatür kitabı verdim okusun diye, bana birşey kalmadı.Sonra da ışıkları kapattılar zaten.Sıkıldım.sıkılıyorum.Bi 5 saat daha sıkılacağım.
Öndeki bebek arada zırlamasa, 
Muavin arkideş çarpıp durmasa ,
Televizyonda şu ülker totonun reklamı geçmese, 
Kavak Yelleri’nin fragmnını 25 dk.da bir izlemek zorunda kalmasak,
götüm ağrımasa,
verdikleri kek miğdeme oturmasa,
arkadaki adamların maç muhabbetlerini dinlemek zorunda kalmasam- en azından Arda’dan bahsedin-
Şöför uyuklayacak mı diye tetikte bekleyen annem daha rilaks olsa- bence birazdan uyur ya-,
Öndeki adam koltuğunu artık dizlerimi kırma pahasına arkaya yaslamasa,
hayat bayram olsa….
Bayram demişken Gelecek Bayramınızı kutlarım.
Fark ettiniz mi genelde kanal D  dizilerinden bahsettim.Bu televizyonun kumandası yok mu muavin hacı??
Annem uyuyor, yoksa kahin falan mıyım?
Kahin demişken…
cııırvrvrvıııızzıııvırrrrrt. ( geriye dönüş polifonik esinti)  ( 15 dk önce )
Ben: Aney bence ben Rönesans zamanı falan yaşamalıydım.
Anam: Yakarlardı seni, cadıları falan yakıyorlarmış.
Ben: Haklısın.
Tekrar Ben: Ama ne güzel resimler çizerdim di miğ ?
Anam: ( çayını yudumlayıp) Evet haklısın.
İkimiz birlikte : Leonardo Da …
Ben: Vinci.Evet.
Annem: Çok fakirmiş gerçi.
Ben: Evet biz ölünce değerleniyoruz zaten.Anne ölmek demişken, bn ölünce bağışla organlarımı.
Anam: … ( birşey demez ve önüne döner.)(Sanırım onu çok değişik duygular altında bıraktım.Biraz rahatlasın)
***
saat: 21.09
-Bence muavinlerin ince olması lazım.Gerçekten.
-Mimar Sinan’la ilgili hayaller kurmaya başladım.
-“Hah evet bence de rengini tutturduk ! “
pardon. kaptırmışım kendimi.
-Hissedemiyoruum.
Oturduğum yer bulutlardan bir taht mı yoksa iğne dolu bir tabut mu?
–Fatmagül’ü dövmek istiyorum.
-Kuzu saymaya karar verdim.Ama hiçbirini bulamıyorum lan.Kesmeye mi götürdüler yoks…. HAYIIRR !
-Işıklar kapalı diye burnunu karıştıranlar var, ben görüyorum onları.
***
saat : 22.58
Bir durakta durduk.
Otobüsten inip de soğuk havayı yüzümde hissetmek inanılmaz iyi geldi.
Bir iki adım sonra tökezledim.Uykulu halimden kurtulmak için ” Gözleme ” yazılı tabelanın ışığına bir süre bakmam gerekti.
Sonra çok mal göründüğümü farkedip WeCe’ye yöneldim.

Yolculuk boyunca susmayan veletleri işetiyordu anneleri.
Yine bir curcuna, bağırış.
Suratıma baktım, yolculuktan şişmiş gözlerim…
Ama saçlarım hala güzel duruyordu, sevindim.

Annemden gelen bir alışkanlık,
tuvaletlerin kapılarına elimi sürmeye çekiniyorum.
Öyle aşırı titiz bir insan değilimdir ama,
Titizimdir yani.

Tuvalete girmeden önce masanın üzerinde duran o muhteşem aletten bir peçete aldım.
Gerçekten harika bir sistem değil mi? Benim acilen uyumam lazım…
Fakat o peçeteyi musluğu açmak için kullandığımdan, kapının açılması için birinin çıkmasını/ girmesini bekledim.
Hayır yani çok mu saçmaydı bu yaptığım? Belki.

Şimdi de yan koltukta uyuyan adama karşı çocuk senfonisinin o mühtiş ahengi içinde yazıyorum bu boktan yazıyı.
Önde bir çocuk- aslında adam da işte- var, internete giriyor lan.
Çok özendim.
Ama interneti yanımda getirmedim o yüzden Word’e yazıyorum ben bunları.

Çok güzel bir fikrim var, neden uyumuyorum ??
Ah vazgeçtim.
Rüyamda çocuk bezi reklamı görmeye başlıyorum.
Annesine hiç benzemeyen, rus güzeli bir bebek çıkartırlar.
Seslendirmeyle de  r harflerini y  şeklnde söyleyen bir kadınla konuştururlar.
aynen şöyle diyor,

” anne  anne /bezimi değiştiysene,
Otobüs çok hıyzı gidiyoy / kakam bezime düşüyoy “

– bebeğiniz otobüste rahat etsin,
diğerlerine göre 5 kat daha kuru hazal bezlerini kullanın.-

Hayııııır!

                                     (sadeleştirilmiştir *)
*Burada sadeleştirmekten kasıt, akşamdan kalma bir yazının salaklık seviyesine yakın bölüm veya bölümlerinin, gözlerinin yaşına bakmadan silinmesidir.
  


About hazellova

Hayallerin Peşinde Koşan Kız
This entry was posted in Anı, otobüs, yolculuk, zavallı hazal. Bookmark the permalink.

17 Responses to >Yolculuk nereye Hazal?

  1. JG ~ says:

    >Yazının sonuna kadar başlığın cevabını bekledim ama gelmedi, bi de ben sorayım yolculuk nereye Hazal?=)Ayrıca rüyana bayıldım ahaha şu an bunu okumak acayip iyi geldi

  2. 8ex-en8 says:

    >Burası Türkiye…

  3. Hazel says:

    >@JG: eheh beğenmene sevindim, akşam akşam çok ürkütücüydü ama.yolculuuk… Karadeniz tarafları diyelim :)@88 : aynen öyle…

  4. Erdo says:

    >tuvaletlerin kapı kollarını tutmak…benim de korkulu rüyam; adam belki büyük tuvaletini yaptı, belki ellerini iyi yıkayamadı ve kapı kolunda mikropları bıraktı, noldu sonra ben tuttum kapıyı, haydi bakalım gittim fast food katında yemek yedim, elime ketçap bulaştı, onu yaladım eee sonra noldu hoooop hepsi mideye, akşam da hastanedeyiz. tüm bu senaryoyu yaşamamak için bende hep peçete ile açarım kapıyı.

  5. hayalci says:

    >Ahaha güldürdün beni kızım yaa😀 Otobüs hikayeleri bimez ama seninkiler de bi harika yani😀

  6. >Yolculuk bayağı keyifli geçiyor işte ne güzel😀

  7. >:)) geçmiş olsun.keşke hemen uyuyabilseymişsin.tatilde boş boş dinlen biraz. tatil yap. akrabalar, arkadaşlar, ne güzel, yeni duygularla dönersin, ailevi duyarlılıklar, taşra şehri insanı. dönünce de yine başlarsın hazallara, hayallere :)ölmeden ünlü ol :)para kazan :)yaa boşver ünü, parayı.floransaya git, kaybol sanatın içinde.:)

  8. TeraziLastik says:

    >Organlarını bağışlama. Çok günah. Ya da hangi organını bağışladığına dikkat et. Ya da etme. Zaten bence günah da değil. Olsa bile rüyasında çocuk bezi görebilen birine günah yazılacağını sanmam. Yazılsa bile takıl sen. Beden dünyevi bence. Zaten ölünce o organları ne yapacaksın? Afedersin g*tüne mi sokacaksın? (Senin blogun canlı kanlı geldi bana. Küfrüme sansür kattım o sebeple.)

  9. Hazel says:

    >Erdo : ah keşke herkes böyle düşünse.Yalnız birşey farkettim, erkekler için daha fena bu durum.Mecburen tutuyorsun, el yıkamak şart (ıy) bir de Berceste'ydi sanırım.Bir yerde kapı kendisi açılıyordu, çok duygulandım.@Hayalci : di mi ya :)) neler neler yaşanıyor.Ki ben herşeyi de anlatamıyorum anam babam da okuyordur falan diye. .d @Vişne Çürüğü : di mi ya🙂 yaşarken değil de sonrasında anlatırken çok keyif alıyor insan.@deepblueeagle: Evet keşke… ya hemen döndüm doğal ortama.Cidden. Hazal kahvaltıyı hazırla, hazal anneannenin gözlüğünü bul :):) memnunum halimden ama, büyük aile kavramı bizim gibi şehirde bireyselleşmiş çekirdek aile evlatları için çok yeni birşey.Ah Floransa ! ya nasıl bu kadar yerinde tespitler yapabiliyorsun, şaşırıyorum.Ya da şaşırmıyorum çok etkileniyorum diyeyim.Öyle bir yapım var ki, milyonlar içinde de yüzebilirim, İzmir'de küçük bir butik açarım öyle de mutlu olurum. ( hayalim. onu da yazacağım bir ara🙂 )@Terazilastik : seni çelişkiler içinde bırakmışım gibi görünüyor dost.🙂 doğru söylüyorsun napacağım ben organlarımı.Çürüyeceklerine birilerine can olsunlar fena mı :)gerçi birinde DNA'mı bırakmak oluyor sanırım.İlginç ya.Bu bloga gelenler bir rahatlama yaşıyorlar sanırım.Çok doğal bir blog oldu, çünkü süsten uzak, tamamen ben🙂

  10. >yaprak yazın açılmıyor. belki daha sonra açılır.

  11. Hazel says:

    >şey :/ beğenmedim sildim ben onu :/ama yeni bir yazı yazıyorum🙂 yakında yayınlarım.

  12. >Büyük bir sabırla yolculuk bitmiş neyse,ben de tren yolculuklarını daha çok seviyorum…ama her yere tren de yok..:))

  13. Hazel says:

    >aynen öyle oldu valla :)tren yolculukları hakkında pek bir bilgim yok ama çok güzel olduğunu biliyorum.Sanırım ulaşım araçlarının içinde en sakin en huzurlu olanı.evet Türkiye'nin bu açıdan çok eksiği var.Avrupa'da her yere trenle ulaşım var.🙂

  14. >Ah tren yolculuklarının tadını bir alsan,uçak seni evinden almaya gelse yine de tren derdin..:))

  15. Hazel says:

    >eminim öyle oluru ya🙂 uçak da güzel elbet ama bir manzarası yok.trende birşeyler yazmak, muhabbet etmek, manzara…herşey çok daha doğal olacaktır eminim.aslında düşünüyorum uzun bir tren yolculuğu baharda.bakalım🙂

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s